Hackathon’a Doğru Adımlar

Aslında her şey etkinlik panosunun üstünde gördüğüm Blockchain yazısıyla başladı. Tam da o sıralar bu konu hakkında meraklanıp kafa yorarken bunun bir işaret olduğunu düşündüm ve etkinliğe katılmaya karar verdim 🙂 Etkinlik Blockfellow’un kurucusu Kemal Bey’in sunumuyla başladı. Sunum boyunca Blockchain ve dahil olduğumuz etkinlik hakkında bilgilendirildik. Öncelikle kısaca Blockchain nedir ondan bahsedeyim. Blockchain, bilgilerin geri dönülemez ve değiştirilemez bir şekilde kaydedilip ayrıca bu bilgileri sistemdeki her kullanıcının görmesine olanak sağlayan bir veri tabanıdır. Sunum sonunda artık Blockchain denince kimsenin aklına sadece Bitcoin’in gelmediğine emin olunduktan sonra bir sonraki aşama yani tanışıp ekip kurmak için oryantasyona başladık. Bir ekibin içinde toplamda üç tane departman var. Bunlar: İş geliştirme, tasarım ve yazılım. Ekibimizi kurduktan sonra herkes kendi departmanını seçti ve bize vermiş oldukları kağıttan bir case seçmemizi istediler. Amacımız, seçtiğimiz bu case ile ilgili bir problem bulup bu probleme Blockchain tabanlı yaratıcı bir çözüm bulmaktı. İlk elemeyi geçmek için bir sunum hazırladık. Fikrimiz beğenilince ikinci ve son elemeye katılmak için hak kazandık. Bu süreçte çözüm yolumuzu nasıl geliştirebileceğimiz ve sunumu nasıl daha iyi hazırlayabileceğimiz hakkında online mentoring aldık. Yaklaşık 15 üniversite ve 100 ekip arasından son elemeyi de başarıyla geçip Hackathon’a gitmeye hak kazanınca ekipçe çok mutlu olduk.

Hackathon Başlasın!

İki gün boyunca sürecek olan Hackathon Kemal Bey’in açılış konuşmasıyla başladı. Daha sonra üç katılımcının olduğu bir panelle devam ettik. Bu paneldeki konuşmacılar: Şahin Çağlayan, Timur Topalgökçeli ve Ömer Erkmen’di. Panelin konusu Blockchain teknolojisinin geleceği ve şu anki durumuydu. Öncelikle Şahin Bey Silikon Vadisi’ndeki deneyimlerini anlattı ve şirketi Reengen hakkında bilgiler verdi. İleride herkesin kendi elektriğini üretip hatta bunu depolayıp satabileceği olasılığını tartıştık.Ayrıca konuşma boyunca ilk defa duyduğum bir kavramla karşılaştım: Enernet. Akıllı şehirlere temiz enerji üretmek, depolamak ve dağıtmak amacıyla oluştrulmuş çok katılımcılı, dinamik ve yedekli bir enerji ağı.Kısaca açıklarsam internet modelli enerji ağı diyebiliriz. Sıra Ömer Bey’e geldiğinde bize çok güzel bir tavsiye verdi. Artık teknoloji çok hızlı değişmeye ve gelişmeye başladığından bu yeni teknolojilerin adlarına takılmak yerine felsefelerini anlamanın daha önemli olduğundan bahsetti. Panel sona erince öğle yemeği için ara verdik. Yemekten sonra konuşma sırası GEDS Design Consultancy şirketinin kurucusu olan Gülay Hanım’a geldi. Konuşma süresince ‘Ortaya bir ürün koyarken hangi noktalara dikkat etmeliyiz?’ ve ‘Ürünümüzü nasıl faydalı hale getirebiliriz?’ gibi çok önemli sorulara yanıtlar bulduk. Öncelikle problemi tam olarak anlamalı ve use case için çok derin araştırmalar yapmalıyız. Daha sonra yarar odaklı düşünüp ürünümüzün kullanıcıya bir fayda sağlayacağından emin olmalıyız. En önemli nokta ise iş modeli. Ürün odaklı değil kullanıcı odaklı bir iş modeli geliştirip diğer adımları ona göre atmalıyız. Gülay Hanım’ın konuşması bittikten sonra sunum eğitimimiz başladı. Bu eğitim daha çok bizim problemimizi ve çözüm yolumuzu en iyi nasıl anlatabileceğimizi göstermek içindi. İlk olarak eğitime mini iş modelimizi oluşturarak başladık. Yazmamız gereken bilgiler kısaca müşteri segmenti, fonksiyonlar, değerler ve gelir modeliydi. Müşteri segmentinde yer alması gereken bilgiler; müşterinin yaş aralığı, psikolojik tanımı, gelir düzeyi ve son olarak da kullandığı diğer ürün ve servisler. Gelir modelini tanımlamak içinse çok basit bir soru var: Neyi, ne kadara,nasıl bir modelle satıyorsunuz? Tüm bu bilgileri yazdıktan sonra bir iş hikayesi oluşturduk. Bu iş hikayesine göre müşterinin göreceği internet sayfalarını, bu sayfalarda hangi bilgilerin olması ve neyin yazması gerektiğini belirledik. Sonuncu adımımız ise tasarımın karşılaması gereken beklentileri detaylıca yazmaktı. Tüm bu eğitim bittikten sonra mentoring başladı ve yaklaşık yedi sekiz kişiden tekrar tekrar projemizi şekillendirecek fikirler aldık. Mentoring ikinci günün sabahı da devam etti.

Sona Doğru

İkinci gün saat üçe geldiğinde Hackathon’un en heyecanlı kısmı başlamıştı: Sunumlar! Toplamda 13 grup vardı ve biz 9. sıradaydık. Ayrıca sunum yapmak için toplamda beş dakikamız vardı ve biz de bu süreyi en iyi şekilde değerlendirdik. Tüm gruplar sunumlarını bitirdiklerinde bizi daha fazla heyecanlandırmadan sonuçları açıklamaya başladılar. Bizim grubumuz dereceye giremedi ama bence o gün orada aynı Kemal Bey’in de dediği gibi aslında kimse bir şey kaybetmedi aksine çok güzel bir deneyim kazanmış olduk. Hackathon atmosferini görmek ve iki gün gibi kısa bir sürede ekibimle çalışarak ortaya çok güzel bir proje koymak çok eğlenceliydi İyi ki gitmişim diyebileceğim faydalı bir etkinlikti. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Blockfellow Hackathon hakkında daha fazla şey öğrenmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.